tatvan... ilk izlenimler...

iş bu yazı tatvandaki ilk haftam sonunda yazılmaktadır.

genel olarak ilk izlenimi iyi geçen bir haftanın sonu, ikinci haftanın başına bir gece kaladır bu yazı.

ilk geldiğim gün yine acemilikteki günler gibi garip ve ne yapacağını bilmeyen bir kişi olarak burda olacağımı zannediyordum. ama o kadar olmadı.
nasıl olmadı?
daha geldim yerleşmeden bile yemek yemeye indiğimde 319. dönemden orduevi asteğmeni geldi ve bize gerekli şeyleri az çok söyledi. tabi bu önümüzdeki 9 ay için gerekli bütün bilgileri içermiyordu. iyi bir giriş oldu o ayrı. hakan kılar.

daha sonra ilk gün gittik sabah erkenden ve bölük k. ile tanıştık ve daha önemlisi tabur komutanı ile tanıştık. tabur komutanı bizim için daha ilk gün " onlar asteğmen gelip gelip gidiyorlar napıyım onları" dedi. tabi biz adamın sıkıntılı biri olduğunu anladık hemencecik, usulca :)

ayrıca ben 2. bölükten oldugum için benim bl. k'ım daha yoktu ortalarda. nasıl birisi olacağı daha ilk gün bile kafamı kurcalayan soruların başında gelmekten kendini alamıyordu.
velhasıl kelam 1. ve 3ç bölüğün ayrıca gelene kadar benim yani 2. bölüğün de bl k lığı görevini yapan bölük kpmutanı pek tekın birine benzemıyordu ama her olaya işkilli bakmak gerektiği bize öğütlendiği için ben de pek tekin olmadığı konusunda emin olmak durumunda kaldım :) böyle uzun bir cümleyi de sanırım ilk defa kuruyorum :)
evrak ve belgelerin düzenlemesinden sonra tugay'a gelmek için kışlamızdan ayrıldık taze 3 asteğmen olaraktan.

bu arada İKK tedbiri olaraktan isim kullanmıyorum ama yıllar sonra bile bu isimler aklımda kalacak bundan eminim.

genel olarak " komutanım " sıfatı insanın hoşuna gidiyor. bunu hangi asteğmen yalanlasa onun alnın karışlarım.

böyle ve bir şekilde ilk hafta bitti ve haftasonunda acemilikte olduğu gibi erken kalkma olayı yoktu. en sevdiğim olay da bu olacaktı bundan da emindim.
ilk ve ikinci gün burda 3 aydır bulunan asteğmenler tanıştım ve kaynaştım. gerçekten hepsi güzel insanlar :)
özellikle bugün ve dün de olmak üzere güzel güzel, güzel insanlarla içtik.
içmekle kalmayıp kaynaştık. hayatıumda ilk defa counter strike oynadım bu içiş nöbetlerinden sonra ve bundan memnun kaldım. bir şekilde kaynaşmış olmanın dayanılmaz hafifliği idi sanırım bu his.
ayrıca benim yeni bölük komutanım geldi ve acemilikteki bölük komutanım ile devre olan ve onunla bayağı iyi olan biri olması benim ruhuma serinlik hissi verdi. aynı güneşin kavuruculuğu altında yapılan inanılmaz sıkı bir basketbol maçı sonrasında içilen buz gibi bir kola misali :)
büyük ihtimal karakola gönderilmeyeceğimi söyledi ama bunların götünü yiyim abi ayağı olduğunu biliyorum ve kendimi ona göre hazırlıyorum:)
işte böyle geçen bir haftanın sonundaki pazar akşamı saaty 23:16 civarı yazıyorum bu yazıyı ve birazdan bu yazıyı da bitirince bilgisayarı pardon laptop'umu kapatıp yatacam :) konuşma diliyle de yazmaya başladığıma göre gerçekten yatma vaktim gelmiş bunu rahatlıkla anlıyorum :)

peki olay bu mudur ? valla bilmiyorum daha !!!

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : tatvan, asteğmen, izlenim, ilk

Acemilik ve Öğrencilik

bu bir acemilik yazısıdır daha doğrusu faal olarak geçen 2.5 ay içinde yaşanan kurslar ve öğrenciler taburundaki şeylerin kısa bir özetidir. ama gerçekten bu kısa bir özet sadece.

ilk gün boyunca sadece şaşkınlık ve aval aval bakma hazıl olmuştu. bir insan düşünün ki gün boyu etrafına ağzı açık bir şekilde ve yüz ifadesini hiç bozmadan bakan. sağımda solumda asker kıyafeti (kamuflaj) giyen askerler, seninle aynı saflarda ne yapacağını bilmeyen -sanki ilkokula ilk başlanılan gün gibi- kişiler...

sıkılarak bekleyen ki bu önemlidir. bekleyen. beklemek. bekletilmek.

en çok maruz kaldığım hareket buydu.sadece ilk gün böyle geçti. ondan sonrası güzeldi. ama nasıl güzeldi? yoksa güzel değildi de ben mi öyle zannettim.

rezillikle geçen bir süreçten sonra o zamanlar aklına geldiğinde o anları rezillikle değilde heyecanla ve sanki çok güzel günlermiş, aylarmış gibi algılar insan.
işte böyle güzeldi.

bölükte beraber olduğumuz kişiler genelde iyi insanlardı. şimdi o iyi insanlar iyi atlara bindiler ve gittiler. türkiye'nin dört bir yanına. kıbrısa dahi.

nacizane askere daha doğrusu acemiliğe gideceklere tavsiyemdir:

"her zaman ama her zaman çoğunluk ne yapıyorsa sen de onu yap. iyi ya da kötü olsun onlar nerdeyse sen de orda ol. o zaman fazla bir kaybın olmaz. ama eğer azınlık arasındaysan askerlikteki en önemli şey olan zamandan büyük kaybın olur. fizikteki basit makinalarda olduğu gibi zamandan kaybım varsa yoldan kazanırım deme çünkü onda bile kaybın olabilir ekstradan. ama kazancın kesinlikle olmaz"

bir de çok klişe olaraktan bilme hiçbirşeyi. biliyosanda bilme. valla bak. görürsün :)

bölükteki arkadaşlarımdan çok memnundum. her eşraftan insan vardı askere gelmeden önce bana denildiği gibi.
bilim adamından doçentine, pilotundan denizcisine, hakeminden radyo dj'ine kadar.. bu kadar çok çeşit oluncada muhabbet hiç bitmedi çok şükür ki. zaten en sevilen şeylerimdir benim "et, nöbet ve muhabbet" =)

bu arkadaş olayı da üniversiteyi yeni kazandığım zaman yurda gittiğimdeki gibiydi. her şehirden ve her çeşitten kaynaşımlar..
güzeldi.

şimdi bunlardan üçüyle baraber bitlis/tatvandayım.
22 kişiden 3 kişi buraya gelecekti. ben de onlardan biri oldum.
22 kişiden 12'sinin gittiği gibi kıbrıs'a gidemedim.

en kazançlı olduğum ya da güzel geçti dememe sebep olan kişi ise bölük komutanımızdı. çünkü bu kişi dünyanın en şeker adamıydı. askeregelmeden önce "gittiğin yer değil başındaki  komutan önemlidir" sözünün gerçeklendiğine gözlerimle ve başımdan geçenlerle şahit oldum.
onun sayesinde böyle rahat geçti. ayrılırken yanaklarından birer makas alıp öpesim bile geldi. o gün yapamadım bunu ama bugün burdan okuyorsa eğer İnanç Emiroğlu'na sevgi, saygı, öpücük ve esenlikler yolluyorum...

en rezil günüm tank atışları için gittiğimiz Şereflikoçhisarda geçirdiğim gündü. sabah boyanmış simsiyah olan bot akşam geldiğimizde resmen beyazdı. böyle hani yollarda görünce

hafiften bassan bile "puff" sesi eşliğinde iğrenç bir şekilde yayılan toz var ya, hah işte heryer o tozdandı. bununla kalsa iyi. 32 derece sıcaklık, üzerimizde tulumlar, sağdan soldan gelen emirlerle 20-25 kiloluk tank mermilerini taşımanın verdiği zorluk, beklemek beklemek beklemek, sabah yenilen fırça da bunun cabasıydı. akşam aldığım duşla resmen deri değiştirir gibi rengim değişmişti. toz dolmayan bir yerim kalmamıştı.

şimdi yakında o günü tekrar yaşayacağım söylense ama parayla o günü tekrar yaşamaktan kurtulacağım söylense bayağı bir para bayılırım.

tatlısıyla, rezilliğiyle bir şekilde bitti bu dönem. çok şükür. gerçekten şükür. binlerce şükür ki bitti. şimdi önümde yeni, daha uzun ve rahat geçeceğini zannettiğim bir dönem var. benim geldiğim 2. bölüğün komutanı şu anda yok ama 2 gün içerisinde burda olacakmış. onunla çalışan bir kişiden iyi birisi olduğunu duymam bugün beni mutlu etti. ama sonuç olarak hiçbir komutan gözümde bir İnanç olamaz ama keşke yanılsam....

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : asker, acemilik, komutan, toz, güzel