Umut ve Rüya

Onu düşününce aklına gül geldi. Gülün renkleri kırmızıydı ve dikenleri yok değildi ve kırmızının gül için ve daha önemlisi kendisi için ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyordu. Onu koklamak için yine aldandı. Her karşısına çıkan gülde olduğu gibi bunda da onu koklamak istedi. Halbuki gül olduğu gibi güzeldi. Bazen koklamak, kokusunu duymak yerine sadece güzelliğine ve sadeliğine bakmaki onunla yetinmek yetisi sahibi olmak gerekiyordu. Bunu isminin kaybettiği noktaları kadar iyi biliyordu. Ama olmadı, dayanamadı, eli uzandı...
Tam olarakta uzandı denemezdi. Çünkü zaten tam da bu aşamadaydı.
Uzatsam mı, uzatmasam mı çıkmazındaydı...
Aklı hemen elini geri çekmesini, her zaman daha çok önem verdiği duyguları ise sorgusuz sualsiz ona dokunmasını istiyordu.
Tam bu noktada kendini bir yol ayırımında buldu.
Yol ikiye ayrılıyor gibiydi ama tam olarak değil. Bazen ilerde yollar birbirinin içine geçiyordu ama simetrik değil. Kafasını kaldırdı. Uzağı, çok uzağı, yolların nereye gittiğini görmeye çalıştı.
Gözleri o kadar keskin değildi ama beyni ona yolların nasıl olduğunu zaten anlatıyordu.
Yollardan sağa ayrılanın adı "Mantık" idi.
Yol çok düzdü.
Yolda ilerlerken kenarlarda milyonlarca renkte, birbirinden güzel kokularda güller vardı. Ama hepsinde de "DOKUNMAK YASAKTIR" yazıyordu. Çiçek dalında güzeldir diyordu. Böyle seyredin emri veriyordu sanki.
Etraftaki binlerce çiçeği görünce şaşırmıştı çünkü bu kadarını birarada hiç görmemişti.
İnsanoğlu bu kadar çiçeğe sahip v nolara hiç dokunmadan, somut bir şekilde tat almadan nasıl yaşayabiliyor diye düşündü. Belkide dokunup, çiçekleri üzmedikleri için, çiçekler de onların jestine jestle karşılık verip, boy attıkça atıyorlar, nesillerine devam ediyorlardı. Evet, mantıklı olan buydu. Yolun adından da anlaşılacağı gibi.
Etraftaki bu yolları seçmiş insanlara bir baktı. Hepisi kendine benzeyen ama gözlerinde anlamlandıramadığı bir ışık, bir pırıltı, daha doğrusu bir kurnazlık gördüğü insanlardı. Ama hepisinin yüzünde de bir mutlu tebessüm hasıl oluyordu ama tam değil. Onun istediği gibi değil.
Kafası karıştı, gözleri karadı ve yere düştü.

Onu tekrar yol ayrımında, Diğer yola girmek üzere olan birisi uyandırdı.
Doğruldu ve ne olduğunu tam olarak anlamadı ama bildiği tek bir şey vardı, o da yaşadıklarıydı.
Mantık yolunu kavramıştı.

Daha çok istediği yola girmek için can atıyordu. Yanında bu sefer bir yoldaş vardı. İsmi onda saklıydı. Girdikleri yolun adını sordu.
"Duygu" dedi yoldaş.
İşte aradığı isim buydu. Yola attı kendisini.
Buhrani bir havası vardı bu yolun, insanın içini sıkan. Etrafta çiçekler çok azdı ve sanki çiçekleri insanlara özel tahsis edilmişti. Yollar bölüm bölümdü ve her bölümün kendine has çiçeği ve insanı vardı. Garip dedi ve kendine uygun olan bölümü aradı. Ama yoktu. İnsanlar kendi bölümlerini kendileri yaratıyordu.
Hakkatende öyleydi. Kimseninki kimseninkine benzemiyordu. Bu arada yoldaş kendi bölümüne çoktan girmişti. İnsanları yüzünde bir hüzün gördü ve yolun isminin yanlış konulmuş olduğuna kanaat getirdi. Kafasından yola "Hüzün" ismini koydu. Yolun ismi tam olarak bu olmalıydı.
 Bölümlerin bazı ortak noktaları vardı. İnsanlar güllerine dokunuyorlardı. Belki de bu yüzden çiçekler bu kadar az diye düşündü.
Hüzünlü olan da buydu zaten. İnsanlar ona sanki uzaklara dalmış gibi bakıyorlardı. Amam hiçbirinin gözünde anlamlandıramadığı bir imge görmedi.
Hepsi samimiydi. İşte bu dedi. Aradığım tam olarak bu. İçini bir anda inanılmaz bir mutluluk kapladı.

Aslında mutluluğun tanımını da tam olarak yapamazdı.
Kendi hüznünün içinde geçiyordu, orda buluyordu mutluluk dediği biriciği.

İçindeki bu ışık dışarıya, o da gözlerine yansıdı, gözleri kamaştı, sıkıca kapattı.
Sonra ışığın gittiğini hissetti. Tıpkı uyumak üzereyken birisinin ışığı açıp kapattıktan sonra ışığın gittiğini anlaması gibi.
Gözlerini araladı.
Kendini, kendi bölümünde, dolayısıyla duygu yani ismini hüzün yaptığı yolda, gülleriyle başbaşa buldu.

2 gülü vardı.

Birisi önceden beri bayağı bir boy atmıştı, diğeri ise yavaş yavaş tomurcuk vermeye başlamıştı.
Büyümüş olana "RÜYA", gelişmekte olan tazeciğe "UMUT" adını verdi.
Umuttan umutluydu.
Rüya olmayacaktı. Rüyanın az bir zamanı kalmıştı. Bu yüzden mantık yolunda da gördüğü ve ona da hüzünlü geldiği gibi dokunmayacaktı.
Bunda karalıydı ama yapabilir miydi bilmiyordu. Ona dokununca elinin kanayacağını, kalbinin kırılacağını biliyordu.
Zaten Umut çok yamandı. Uzaktan koklamak yerine dokunmak geçiyordu içinden, ama dikkatli de olamıyordu. Dokunmaya karar verdiği zaman kendini engelleyemiyor, bütün benliği ve samimimyeti ile avuçluyordu. Yaman olan gül ise tıpkı arnın son iğnesi gibi dikenlerini gösteriyor, elini kanlar içinde bırakıyor, soluyor ve hayatından çıkıp gidiyordu. Bu sefer böyle olmayacaktı. Duygu yolundaki odasında mantık yolundaki kuralları uygulayacak ve ona hiç dokunmayacaktı.
Kararlıydı...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : umut, rüya

Ara beni...

Son günlerde hatta aylarda telefonum çalmıyor aşkım.
Neden bırakıp gittin beni ?
Tıpkı senin gibi telefonum da sustu şimdi.
Anladım ki ne çok konuşurmuşuz seninle. Farketmemişim.
Belki de alışkanlık olduğu için yaptıklarımı farketmemişim.
Şimdi anlıyorum bütün bunları...
Her mesaj geldiğinde senden olması ümidiyle elim gidiyor.
Sen dışında birinden geldiğini gördüğümde ise okuyasım gelmiyor.
Sırf bu yüzden geçen gün babam kızdı bana "eşşoleşşek neden cevap yazmadın mesajıma"
diye..

Sen gittikten sonra arkadaşlarım da aramaz oldu beni.

 

Cep telefonum da yalnız kaldı ben gibi...


Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Sadece maksimum kartımın sön ödeme tarihinin geçmiş olduğu ve finanskartımın da borcunu duymak için açar oldum telefonlarımı...

 

Beni bu hallere düşürdün şimdi memnun musun peki?
Nolur aşkım bırakma beni dön geri...
Hadi bak gözüm cep telefonumda.
Ara beni...

 

geyik bu mudur? evet budur !!

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : cep telefonu, aramak, mesaj, 5110, geyik

duygusal saçmalıl silsilesi 3647677....

gunluk tutmak gerçekten cok hos bısey ama aklına esınce tutacaksın..
yoksa rutine biner tıpkı ılerde evlenırsem eger
bellı bır sure sonra herşeyın rutine bineceği gibi..
keşke ınsanlar da aklına esınce evlenebılse:)
o zaman ıraktakı - iran da olabilir emin değilim - gibi olur.
bılmıyorum dogru mu olur..

1 saatten bılmem kaç yıla kadar evlılık yapılacak sonra
boş ol dıyınce ayrılmış olacaksın.
evlenmeden ilişkiye girmenın yasal olması..

ama benım dediğim bu değil.
insanlar bunu kullanmasa. yani sevişmek için değilde belli süre sonunda
rutine binince boş ol deyince insan ayrılabilse..

ben şöyle bir insanımki işlerim yolunda gidince etrafına da neşe sacan sıçan.
yolunda gitmeyince de neşe saçmayan ama zarar da minimum düzeyde veren:)

zaten verdiğim bir sözü tutamamanın sıkıntısı içindeyim şimdi
bir de iş ve askerlik mevzu çıktı başıma..

iş sorun olmayacak eğer askerlik problemı olmasa.
o zaman ne diye askere gitmiyorum ki. gelince salih abiciğim :) bana
güzel bir yerde iş bulacak.. sağlam da para alacam.
çözüm bu kadar basit aslında..
ama istemiyorum işte kardeşim..

bu  bu kadar yargılanacak birşey mi acaba ?
yani kendi içimde..aslında süper olacak.. bak merden de askere gidecekmiş.
akıllı adam zaten o da benım gıbı.. şimdi o gidiyor ben istemiyorum
diye benim akıllılığımdan birşey eksilmiyor ama benım bir önceliğim var onun aksine.. o da para kazanmak isteiği ve şu andaki ihtiyacı..

askerliği de salih abi ve onun konuştugu kişiler soktu aklıma zaten.
ama işte onlar da mantıklı insanlar oldukları için diyorlar.ben çalışmak istiyorum ama sabah erkenden kalkmak ıstıyorum artık.. ve kalkınca traş olmuş ve fresh bir şekilde takım elbisemi giyip ofisime gitmek istiyorum şu anda.. gene sabah erken kalkıp askeri üniformalarımı giyip kışla ve benzeri yere gitmek değil...

dün ahmet iyi birşey dedi. ben en iyisi bir sene evet evet 1 sene çalışıp ondan sonra askere gitmeliyim. hem o zaman çalışma isteğimde az da olsa azalır:)

ben sanki master yapmak lazım gibi 2-3 sene çalışıp askere gitmem gerekıyor gibi düşünüyorum. yok oyle birşey. hem o zamana köprünün altından ne sular geçer belli mi olur. olmaz. belkı bu sene bıtse de askere gıtsem diyeceğim belkı de lan bu iş iyiymiş bak burda devam edeyim ben sonra giderim derim belkı...

neyse yarın gidip bir özlem hanımla konusayım ben nasıl birşeymiş bakalım.
hem bak tam istediğim işlere yakın şeyler olur belkıde..

istanbul'a ilk geldiğim sıralar okul bitince en çok istediğim şeyin anadolu yakasında bir iş ve avrupa yakasında bir ev değil tam tersini düşünmüştüm. şimdi tekrar silip yazmamak için tam tersi dedim. bak düşündümde gerçekten tam tersi olacak :)

anadoluda iş avrupada ev olacak.. inşallah.. ama bu düşündüğüm ilerisi içindi. yoksa şimdiden ben nerden bulayım 4-5 bin ytl lik işi de anadoludan ev tutayım..

güzel hayaller bunlar.. bi de sevindiğim nokta satış işine girecek olursam tam istediğim olacak. kafam çok ağrımadan fazla para ya da bana yetecek parayı kazanıcam.. ar-ge  mar-ge bunlar boş işler. allah buyuk konusturmasında... bi de ne diye böyle diyorsam sanki... belki de severim..
belkı de kafam rahat olacak dediğim iş kafamı bozacak.. oyle olmasın lutfen allahım.. dilekçemi yazıyorum. kafamın rahat olacağı bir iş bulayım allahım nolur bu dilkeçmi işleme koy..

ne guzel kaygılar bunlar aslında.. yıllar sonra baktıgımda dudagımın kenarında ufak bir gülümseme olacak emınım.. ne guzel kaygılar güdüyormuşum dicem knedı kendıme. artık ılerde ben de barcelonanını maçını ızlerken yanımda oturan yiğenime " aa bak eşimle benım gıttıgım stad" dicem :)

bir de dun 4400 de duydugum birşeyi yazayımda tam olsun bari..

"change is painfull and it comes with costs.. there is always one thing to do.. LIVING IN HOPE !! "

and i am living in hope now without thinking. what the hell am i writing i don't konw but it is that. i do not know what the reason but i am the out of mind right now.. maybe i am in despirate now but it must be hope not despirate :) it is so hard to tell but it is truth.. i am really sorry.. really !!
 
                                                                                                                                    17.09.2007
                                                                                                                                     mecidiyeköy

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : asker,, duygusal, yalnızlık, saçmalamak, 4400

vicdan muhakemesi

bugün ve dün vicanımla tartıştım.
ve sanırım hafiften yenik düştüm.
hata yaptım.
bunun farkıdayım.
ama bencilim bunu da biliyorum.
bu iki oldu hayatımda bilinçli yaptığım hatalarım.
gereksiz şeylere canımı sıkıp sıkmamam konusunda kararsızım.
ha şimdi madem bencilim neden canını sıkıyorsun ya da bu konuda kararsızsın?
di mi di mi ??

işte ben de bu noktada vicdanıma yenik düştüm.
biraz da eksilikkten kaynaklanan boşlukları doldurma hevesi bu tartışmaya vesile oldu.
gerçekler ortada.konusacak bişey yok aslında..
ama bir şekilde rahatlamam gerekiyor.
bu da beni rahatlatmıyor aslında ama ne bilim canım yazmak istedi şu anda.
saatin geç olmasından kaynaklı herhalde.
offf offff şimdi derin de bir nefes çektim..
niye ben boyleyim yaa gibilerinden soru sormuyorum kendime ama neden
boyle yapıyorum onu da bılmıyorum.
zaten bu bilinmezlikler benı bu noktaya ya da şu anda bunları yazmama sebep oluyor.
bakınız sebepler de belli.
ya aslında pek yazacak birşeyim de yokmuş bunu şimdi farkettim.

yazmaya bile birşeyler bulamayacak kadar birşeyi işte şimdi dert ediyorum kafamda.
ama ben böyle biri değilim. benim adım Umur Samaz.
bu mudur? bu değildir ma bu olmalı !!!

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : vicdan, tartışma, karar

Sevgi dolusu..

insan içinden nasıl geliyorsa öle yaşamalı.taklitlere kaçmamalı.
işte felsefi yada yoğun sözler böle çıkıyo.ne alaka ?
ben şu an bunları yaşıyorum ondan böle yazıyorum.yazaların yada herkimlerse onların da
bu insanların sevdikleri cümleleri böle çıkıyo.

insan bazen böle durumlarda kendini aciz ve aptal hissediyo.neden hep böle davranıyorum
sankı ben pişen bir armutum altında da o beklıyo ağzına düşmek için.
aksilik pişmek için de ısrar ediyor bu ağaçtaki armutlar.
hep güzel armutu o yiyor.hep böle mi olacak devri oluyo bi süre.ama bu devir de değilki bi an sadece...
o an geçtikten sonra kaldığı yerden devammm..
o güzel açmış o güzel ağzını.neden düşmeyeyim ki ??
işte bu sebeple insan içinden geldiği gibi yaşamalı.
ne hissediyorsa öle olmalı.
bu
Acizlik veya
Aptallık
değil.
HİSSETMEKTİR bu.
hissetiğini yaşamalı insan denen ahmak.
madem öle işte böle dediğin vakit kendinden bişeyler kaybediyorsun..
o sen artık sen olmuyorsun.
çünkü sen zaten busun.
böle olmalı böle devam etmelisin.
yapmacık şeylere ve kişilere yer yok burda.
gelecek olursa da kusura kalmasın.
gelenlerin hiçbiri memnun olmadı yerinde.
valla bak !!
sen de gelme onun için buraya
ama konu sen bile değilsinki zaten.
O.
dikkat ettiysen O bile büyük harfle geçiyo burda.sen küçük harflerle burdasın.
hayatta benim için yerin işte bu "yeni metin belgesi"ndeki harf kadar.
O, benim zamanında hallettiğim dediğim sevgi dolusu.
ama hallolmamış demekki.
bunu anlamak an itibariyle koydu bana.
bu mudur peki ? BUDUR.hem de büyük harflerle !!

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : sevgi, dolu, ermeni, koymak, O, hala, devam